Değersizlik İnancı

Değersizlik inancı sendorumu (DIS) nedir?

Bir insanın bilinçaltında yerleşmiş olan değersiz olduğuna olan inancın ortaya çıkardığı duygu, düşünce ve davranışların tümüdür.

Her insanın bilinçaltında değersizlik inancı (DI) değişik düzeylerde vardır. Bu inancın yerleşimi bir süreçtir. Kaçınılması çok zor olan hatta mümkün olmayan bir süreç.

DI temel bir inançtır. Bu inanç kendine bağlı değişik mini inançlar oluşturur. Bunlar yetersizlik, güçsüzlük, beceriksizlik, çaresizlik, zayıflık vs gibi inançlarıdır.

Sendrom tıbbi bir terimdir. Bedenin farklı organlarında birbirine benzer hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına sendrom denir. Örneğin Behçet Sendromu. Aynı tip yaralar hem ağızda, hem gözde, hem de cinsel organların cilt bölümlerinde ortaya çıkar. Yani aynı anda bir çok organ aynı tip mekanizma ile hastalığa yakalanmış olur. Sendrom diyebilmemiz için hastalık belirtilerini yaratan mekanizma ortak olmalıdır. Örneğin otoimmün mekanizma gibi. Behçet Sendromunda bedenin bağışıklık sisteminde bir bozukluk söz konusudur. Beden kendini yabancı bir madde olarak algılayıp kendi bedeninde tahribat yaratır. Aynı sebep değişik belirtilerle kendini gösterir. Yani görme bozukluğu olabilir. Ağızda yaralara bağlı olarak yeme bozukluğu ortaya çıkar gibi.

Eğer mekanizmalar farklıysa o zaman sendromdan bahsedemeyiz. Oluş nedenleri farklı iki hastalığın aynı kişide bulunması söz konusudur.

Değersizlik inancı değişik kişilerde değişik davranış modellerine neden olur. Psikolojide bu farklılıklar farklı mekanizmalara bağlıymış gibi sunulur. Kişilik farklılığı denir. Ya da değişik ruhsal hastalık adları adı altında incelenir. Sanki her biri için farklı hastalık yaratan mekanizmalar varmış gibi.

Ama bu kitapta ben bu farklı gibi görünen davranış şekillerinin hemen hepsinin değersizlik inancından kaynaklandığını açıklamaya çalışacağım. Ortak mekanizma aynı olunca tüm bu davranış, duygu ve düşünce şekillerini sendrom adı altında inceliyorum. Adına da değersizlik inancı sendromu (DIS) diyorum.

Bu bir açıklama modelidir. Ama model hemen bir çok açıklanması zor olan davranış şekillerini kolaylıkla açıklamaktadır. Bu açıklama için zihin modeli ve inanç sistemlerinin oluşum görüşleri temel olarak alınmıştır. Bir kişiye anlamsız gelen davranışlar akla yatkın bir mekanizma ile açıklandığı ve kişinin aklı da bu açıklamaya yattığı andan itibaren kişide olumlu değişimler başlamaktadır. Doğru açıklama iyileşmeye giden ilk adımdır. Bu açıklama temelinde organize edilen zihinsel çalışmalar eğer iyi sonuç veriyorsa o zaman bu açıklama doğru olmasa da yararlı olmaktadır. Ben de kendi pratiğimde bu açıklamayı zihinsel düzeyde iyileştirme çalışmalarımda temel aldığım zaman çok daha etkin sonuçlar almaya başladım.

Dikkat; duygu değil inanç;

Benim değersizlik kavramına getirdiğim en büyük katkı bunun bir inanç olduğunu ileri sürmemdir. Yoksa değersizlik psikolojide bilinen bir kavramdır. Ancak tüm psikoloji kitapları ve öğretileri bunu sanki doğuştan gelen bir his olduğunu ileri sürerler. Bu kavramın babası olan Alfred Adler tüm hastalıkların içinde bir aşağılık kompleksi olduğundan bahseder. Bizde de halk arasında bu kavram aşağılık kompleksi olarak bilinir.

Aşağılık kompleksi bir insanın kendini diğer insanlardan aşağı hissetmesidir. Bu kompleksin açıklamasına bakıldığı zaman benim bu kitapta anlatmaya çalıştığım değersizlik inancıyla pek benzerliği olmadığı görülecektir. Adler bir çok sorunun zamanla aşağılık kompleksine yol açtığını ileri sürer ama bu tezlerini dayandırdığı sağlam bir teorisi de yoktur. Adler’e göre kişi önce yetersizliğini fark eder ve bu yüzden aşağılık kompleksi hissetmeye başlar. Sonra bunu kompanse etmek için nevrotik semptomlar geliştirir. Halbuki, bu kitapta da göreceğiniz gibi değersizlik inancı çoğu zaman gizli kalır. Çoğu ciddi başarıların ardında güçlü bir değersizlik inancı neden olarak durur.

Aşağılık kompleksi bir hakaret olarak algılanır. Bir kişiye böyle bir şey dediğinizde size tepki gösterecektir. Bir yönüyle bu tepkiye hoş bakabiliriz. Ama değersizlik inancını iyi anlamamız gerekir. Bu bir süreçtir. gelişimin bir parçasıdır. Kimse bu süreçten kendini kurtaramaz. Bu nedenle alınacak kızacak bir şey yoktur. Red etseniz de bilinçaltınız bildiğini okuyacaktır.

Hemen birinci bölümde böyle bir kavramla karşılamak sarsıcı olabilir. İçinde değersizlik inancı olan bir kişinin böyle bir inanca sahip olması kolay kabul edilecek bir kavram değildir. hemen şu anda içinizde bir huzursuzluk hissetmişseniz, içinizde bir tepki hissetmişseniz değersizlik inancınız titreşmiş demektir. İçinizdeki değersizlik inancını gizleme çabası içinde olan bilinçaltınız bunu sizden bile gizlemeye çalışacaktır. Ama bilinçli olarak hemen şunu fark etmeniz gerekir. Böyle bir inanç sizin seçiminiz değildir. Utanılacak bir şey değildir. hemen herkesin bilinçaltında belli oranda yerleşmiş bir inançtır ve belli bir sürecin sonunda oluşmuştur.

İçinizdeki değersizlik inancı bugüne kadar sizi koruyan, sizin yaşamınızda başarılı olmanızı sağlayan bir etken olarak işgörmüştür. hele hırslı, mükemmelliyetçi ve bu yönlerinizle çevrenizde sevilen, takdir edilen, gıpta edilen ve iyi yaşam koşullarına sahip bir kişiyseniz hemen içinizdeki değersizlik inancına teşekkür edin.

Ama artık bu inançla yaşamak zorunda değilsiniz. Bu nedenle içinizdeki bu inancın özelliklerini öğrenmeye başlayabilir ve yaşamınızda istediğiniz yönde değişiklikler yapmaya başlayabilirsiniz.

Bülent Uran

Değersizlik inancı nasıl oluşur ve gelişir?

Bir insanın doğal gelişimi engellendiği oranda değersizlik inancı ortaya çıkmaya ve güçlenmeye başlar. Her insanın içinde doğuştan gelen gelişme potansiyeli vardır. Fiziksel bir engel yoksa her insan aynı gelişme sürecini gösterir. Beş duyusuyla etrafı tanır, öğrenir ve öğrendiklerini gelişmek ve hayatta kalmak için kullanmaya başlar.

İnsan doğası gereği doğuştan gelen bir yetersizliğe sahiptir. Kendi başına bırakılırsa kısa sürede ölür. Yani belli bir aşamaya gelene kadar yaşaması başka insanların bakımına bağlıdır. Öğrenmek başka insanları modellemekle olan bir şeydir. Onların davranışlarını modelleyerek öğrenir. Etrafını tanır. Yararlıyla yararsızı birbirinden ayırır. Bakıcısına düşen birinci görev onun temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. ( Hava, su, besin, barınma gibi). İkinci görevi ise ona hayatı tanırken gerçek tehlikelerden uzak tutmaktır.

Değersizlik inancı yerleştiren değişik durumlar ve davranışlar

 

Çocuğun öğrenme çabalarına saygı duymamak

Bu iki görevdeki aksaklıklar çocukta ben yetersizim inancı yerleştirmeye başlar. Halbuki çocuğun içinde ben de yapabilirim inancına göre hazır bir program vardır. Çocuğun kendi başına öğrenme çabası engellendiği oranda bu olumlu programın yerini yetersizlik inancı almaya başlar. Örneğin kendi çabası ile koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa arkadan iterek yardım edilirse çocuk “ ben tek başıma yapamam” inancını yerleştirmeye başlar. Ya da tek başına yemek yemeye çalışan çocuğun elinden kaşığı alır ve ona yedirmeye çalışırsak “ sen yapamazsın” mesajını vermiş oluruz.

Çocuğun doğal gelişimine saygı duymamak

İnsanın gücü sınırlıdır. Her yaş için yapacakları sınırlıdır. Bunun doğal bir gelişim olduğu mesajını çocuk almalıdır. Aksine bu sınırlılık sanki doğal değilmiş gibi mesajlar verilirse yetersizlik inancı yerleşmeye başlar. Su içerken üstüne döken çocuğa kızılması gibi. Eleştirel ailelerde büyüyen çocuklarda değersizlik inancı güçlüdür.

Çocuğun bir takım beklentileri karşılaması gerektiği inancını yerleştirmek.

İyi bir şeyler yaptığı zaman ödül vermek ama diğer zamanlarda ilgilenmemek.

Bir şeyi başaracağı zaman bir ödül alacağını belirtmek.

Başkalarından daha iyi olması gerektiği beklentisini yerleştirmek.

Çocuğu yok saymak

Ne iyi ne de kötü bir şey yaptığı zaman tepki göstermemek, onaylamamak, ya da çocuk yokmuş gibi davranmak. En gizli, en yaralayıcı değersizlik inancı yerleştiren davranış şekli budur.

Aile bireylerinden birinin çocuğu terk etmesi. (Boşanma ya da ölüm gibi)

Çoğunlukla görülen durum babanın aileyi terk etmesi şeklindedir. Çocuk babası olmadığı için etrafından utanmaya başlar. Utanmak ya da utandırılmak kendi başına değersizlik inancını yerleştiren bir duygudur. Çocuk utandığı için değersiz olduğuna inanır. Değersiz olduğuna inandıkça daha çok utanır.

Çocuğun duygularının yok sayılması ya da duygularını ifade ettiği zaman utandırılması Ağladığı zaman kızılması. Kızdığı zaman azarlanması. Çocuğun kendi içinde suçlu olduğu

inancını yerleştirmesi. Ben yanlışım, ben hatalıyım, ben utanç dolu bir kişiyim algısı oluşmaya başladıkça değersizlik inancı güçlenmeye başlar.

Cinsel, fiziksel ya da ruhsal tacizlerde ve istismarda bulunmak.

Değrsizlik inancının yerleşmesi çoğu zaman anne karnında başlayan bir süreçtir.

Değersizlik inancı sendromunun belirtileri nelerdir?

Değersizlik inancı bilinçaltındadır.

Kişi bilinciyle böyle bir inancın farkında değildir. Bilinçaltı dediğimiz yapı zaten inançların toplamıdır. Bilinçaltı bu inançları o canlıyı – yani kişiyi- korumak amacıyla biriktirir. Bilinçaltı düzeyde oluşmuş her inanç bilinçaltı için doğrudur ve korunmalıdır. Hem inanç korunmalı hem de bu inanç ile canlı korunmalıdır.

Bilinçaltı ilginç bir şekilde hem değersizlik inancının varlığını gizlemeye çalışır hem de bu inanç sayesinde kişiyi korumaya çalışır.

Yani DIS’na sahip bir kişinin bilinçaltının temel amacı bu inancı gizlemektir. Bu inancı değişik savunma mekanizmaları geliştirerek korur ve gizler. Bu mekanizmaların nasıl oluştuğunu ilerleyen bölümlerde anlatacağım. Genel olarak sendromun belirtilerine bir göz atacak olursak kişilerde en çok karşılaştığımız durumlar şunlardır.

Bir kişi;

Ne kadar eleştirelse,

Ne kadar başkalarının eleştirilerinden korkuyorsa,

Ne kadar başkalarını kırmaktan, üzmekten korkuyorsa,

Ne kadar başkalarının onu anlaması için uğraşıyorsa,

Ne kadar kendini başkalarına beğendirmeye, sevdirmeye uğraşıyorsa,

Ne kadar çok fark edilmek için çabalıyorsa,

Ne kadar çok fark edilmemek için çabalıyorsa,

Ne kadar takdire ihtiyacı olduğunu düşünüyorsa,

Ne kadar çok takdir görmekten korkuyorsa,

Ne kadar başkalarının bilmemesi gereken sırları olduğuna inanıyorsa,

Ne kadar çok söz veriyorsa,

Ne kadar çok güçlü görünmeye çalışıyorsa,

Duygularını ne kadar çok gizliyorsa,

Ne kadar çok paraya ve kariyere önem veriyorsa,

Ne kadar çok başka insanları aşağılıyorsa,

Ne kadar çok iyi ve dürüst bilinmek için çaba gösteriyorsa,

Ne kadar çok samimi olmaktan kaçıyorsa,

Ne kadar çok başka insanların kendi hakkında ne düşündüğünü merak ediyorsa,

Ne kadar çok başka insanlara benzemeye çalışıyor ve farklılıklarını göstermemeye çalışıyorsa,

Ne kadar çok farklı görünmeye çalışıyorsa

Ne kadar kolay kırılıyorsa,

Ne kadar çabuk ve sık öfkeleniyorsa,

Ne kadar kibirliyse ve başkalarına yukardan bakıyorsa,

Ne kadar çok onur, gurur gibi lafları kullanıyorsa,

Ne kadar çok mükemmeliyetçi olmaya çalışıyorsa,

Ne kadar kendini acındırmaya çalışıyorsa,

Ne kadar çok başkalarının beklentilerini karşılaması gerektiğini düşünüyorsa,

Ne kadar çok başkalarının beklentilerini karşılamak için çaba harcıyorsa,

Ne kadar gösterişe meraklıysa,

Ne kadar çok haklı çıkmaya çalışıyorsa,

Ne kadar çok kendini savunuyorsa,

Ne kadar çok ben yerine biz diyorsa,

İçindeki DI o kadar güçlü yerleşmiş demektir.

 

Bülent Uran

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: