Mutluluk, Kuantum ve Bilinçaltı

Dönüşüm Sanatı ve Mutluluk

Mutluluk; kişiye göre değişkenlik gösteren algıların yarattığı duygudur. Algılarımızı ise; geçmiş deneyimlerimiz yani bilinçaltı kayıtlarımız oluşturur. Her insanın deneyimleri farklı olduğu için, hepimizin algısı farklılık gösterir. Bu yüzdendir ki, kişi kendini başka hiç kimseyle kıyaslamamalıdır. Her insan farklı bir dünyadır.

Mutlu bir yaşam sürmek isterken, hoşumuza gitmeyen olaylarla karşılaşabiliriz. En yıkıcıları da, ilişki problemleri, mesleki – maddi problemler, kazalar, hastalıklar ve yakın çevre ölümleri gibi, kişinin hayatın da ani gelişenlerdir.  Bu olaylar yaşamımızda büyük kırılmalar yaratarak, kendimizi ve yaşamımızı sorgulamamıza sebep olur ya da işaret ederek yaşamımızda ki, sorunlu halkayı gösterirler.   “ En güzel defineler, yıkık dökük harabelerde saklıdır “ Mevlana

Dönüşüm Sanatı ve Kuantum Bakış

İnsanın iki temel duygusu vardır. Sevgi ve Korku. Sevgi içinde; neşe, haz, doyum, huzur, coşku gibi alt duyguları barındırır. Korku ise içinde; endişe, kıskançlık, huzursuzluk, kızgınlık, öfke gibi alt duyguları barındırır. Biz özü (ruhtan) sevgiden oluşan,  şu anda 3 boyutlu kısmını gördüğümüz, enerji bedenlerine sahip canlılarız. Hepimiz farklı enerji yapılarına sahip olduğumuzdan dolayı farklı frekanslar yayarız.

Sevgi; en yüksek frekansa sahip titreşim yayarken, korku; en düşük frekansa sahip titreşimi yayar. Yaydığımız frekansla aynı titreşime sahip kişileri ve olayları hayatımıza çekeriz. Kuantum Fiziğinde bu olaya rezonansa girme deniliyor. Titreşim seviyemiz, bilinç seviyemizle aynı oranda değişiklik gösterir. Çünkü, algımız düşüncelerimizi, düşüncelerimiz yorum ve seçimlerimizi oluşturur. Bilinç seviyemiz arttıkça, algımız değişir, algımız değiştikçe düşüncelerimiz değişerek, Sevgi ve Birlik anlayışıyla seçimler yapmaya başlarız. Yine bu sürece de “Kuantum sıçrama” deniliyor. Düşünce kontrolü hepimiz için çok önemli bir unsurdur.  Der ki Mevlana; “ Sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun. Diken düşünürsen dikenlik”

Algımızı ise inançlarımız ve geçmiş deneyimlerimiz oluşturuyor. Yani hayatımız, inançlarımızın aynasıdır. Tüm insanların arzusu gibi sağlıklı, mutlu, doyumlu, huzurlu bir hayat yaşamak istiyorsak kendimizin ve yaşamımızın sorumluluğunu almalıyız. Kadere suçu atmak, tıpkı bir çocuğun özgürlük isteyip, sorumluluk almaması gibidir.

Dönüşüm Sanatı ve Bilinçaltı

Bilinçaltımız, inanç ve geçmiş deneyimlerimizin kayıtlı olduğu beynin bir bölümüdür. Farkında yaşamayan ve dönüşümünün sorumluluğunu almayan kişinin seçimlerinin üzerinde,  %90 etki alanına sahiptir. Hayatımızın üçte ikisini oluşturan bilinçaltımızda, nelerin olduğunu öğrenmemiz için, farkında yaşayarak, davranış ve tepkilerimizi gözlemleyerek, bilinçli seçimler yapabiliriz. Eski Amerika uygarlıklarından ve bilge bir topluluk olarak bilinen Toltek’ler bilinçaltını tanımlarken “Yasa Kitabı” olarak ifade etmişlerdir. Toltek’lerin deyimiyle; “Yasa Kitabı” bu güne kadar, yaşadığımız deneyimlerimizin sonuçlarında, aldığımız kararların kayıtlarını oluşturmaktadır. Şu anda ki hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, yasa kitabınızda ki kayıtlara göz atmanız gerekmektedir.

Oya Öztürk

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: