Büyük Sentez Tekamül

Dünya Okuluna enkarne OLan varlıkların ilerlemeleri, gelişmeleri çok değişik manzaralar, iniş ve çıkışlar göstermektedir. Gayet geniş bir alana yayılmış OLmakla birlikte, aynı yöne doğru giden bir eğitim süreci söz konusudur. Bu okulun iki ana üretici yada yönlendirici unsuru vardır; bunlar bir kısmı yatay tarzda, bir kısmı da dikey t

arzda meydana çıkan hareketlerdir.
Dikey hareketler yeryüzündeki bütün varlıkların dışında, fizik üstü sistemden O küreye bütünüyle hakim OLan, yönlendirici, yine O varlıkların ihtiyaçlarını tatmin etmek için çok çeşitli mizansenler hazırlayan, eprövler aracılığıyla bu tarzı belirleyen çok büyük bir faaliyettir. Bizim dışımızdan, Yukarı’dan gelen bir etkidir. .
Bir de enkarne OLan varlıkların kendi çabaları ve düşünceleriyle madde üzerindeki hakimiyetleri sonucu ortaya çıkmış olan faaliyetler halinde yatay hareketler vardır.
Bunları temsileden iki büyük grup var: Yukarı’dan gelen etkilerin temsilciliğini yapan dinler, bedenin eylemlerini ve hızlarını ele alan bilim. Din dikey, bilim de yatay tesirleri ifade eder durumdadır.
Bilim, insan merakının ve zekasının doğayla OL’an karşılaşmasından doğan ve doğada var OL’an işleyiş mekanizmalarını,ilkeleri; doğuş biçimlerini kavramasından OLuşmuş bir sistemdir. Ve her devir kendine göre bir sistematik yapmıştır.

Din ile bilim. Arasında gayet tabiki bir giriş ve çıkış vardır. Din bilimden bilim dinden etkilenmiş OLabilir .. Dinin yorumlanmasında bilimin tecrübelerinin, bilimin bazı noktalarının halka indirgenmesinde dinsel metinlerin etkisi OLabilir. Bilime ahlaklı bir amaç verildiği zamanı bu dikey tesirden OLmaktadır, çünkü ahlaksallığın temelinde Yukarı’nın sevgisine, ilhamına bağlı kurallar vardır.
Dünyayı bir eğitim yeri OLarak ele alıyorsak, bütün bu dikey ve yatay etkilerin amacı nedir? Sonuç OLarak insanlığa ne getirmek, ne yapmak istemiştir? Ya da ne yapmışlar» dır? Niçin bu iki kanaldan gelişmeler meydana gelmiştir? Sürekli OLarak, nereye bakarsanız bakınız, hep bu ikisi var. Yani insan aklı ve zekasının geliştirdiği fenomenler ve bunlara getirdiği açıklamalar ya da insan kalbine ve ruhuna gelen sezgi ve tebliğin getirdiği öncül bilgiler, peygamberler vb. aracılığıyla ulaşan doğrudan bilgiler.
Ya biz kendi zekamızla bazı işleri bulup çıkararak, ilişkileri görerek, tecrübeler yaparak, zaman bakımından epeyce pahalıya mal OLmuş bu tecrübelerden yararlanarak bir şeyler elde etmişizdir. Ya da çoğunlukla, dikey gelen tesirler, niteliklerine uygun OL’arak, bizlere dolaysız bir biçimde ama sembolik OLarak bilgi vermiştir. Fakat insanoğlu yeryüzünde OL’uşturduğu şeyleri dolaylı bir şekilde elde edebilmiştir. Aldanmamak için, büyük tecrübelerle, deneme yanılmalarla, aklını ve mantığını kullanarak, eleştirerek belli bir yere kadar gelmiştir. Örneğın Orta Çağı da yaşanan karanlık durum, O gergin durum olmamış olsaydı, Rönesansın meydana çıkması mümkün OL’amazdı.
Bu okulun hiçbir dersi nihai bir ders değiL..Daima, biri diğerinin arkasına bağlanmak kaydıyla yürüyor. Birisi yola çıkıyor, O belli bir yere gelince, O toplumun insanları, “Bir sona, ulaştık,gerçeklere vardık.” dedikçe yeni bir yol başlıyor. Uç uca eklene eklene bugüne dek gelinmiş .. Her birinin bir diğerinin taşıyıcı platformu OLmuş. Küçükten büyüğe doğru sıçrayarak bu zamana ulaşmış; Yeryüzünde hiçbirşey nihai birşeye sahip değildir. İnsanlık olarak her ne yaparsak yapalım, ancak birbirine bağlı OLan, birbiri aracılığıyla anlaşılır halde bulunan bir gelişme içinde kalmaya mahkumuz.

Bu açıdan dinler hiçbir zaman yöresellikten kurtulamamıştır. Onların gelişinin amacı, yeryüzündeki insanların, bir ihtiyacını karşılamaktır. Herhangi bir dinin ortaya çıkması Yukarı’nın takdirine kalmış bir işlem değil, aşağının işteği ile kalmış bir işlemdir. Yatay faaliyetler içinde bulunan bir tarzda bir bilgiye ihtiyaçları OLduğu için onlara bilgi indirilmiştir. Aşağıdan bakıldığında bunun adı semavı bir dindir. Ama temelde bütün dinler, insanlara ihtiyaçları dolayısıylaYukarısı tarafından, dikey bir tarzda, yine insanlar tarafından verilmiştir.
Bu O kadar bütünsel bir şeydir ki, galaksilerin meydana gelişinde de aynı yasa vardır. Güneşin kendi çevresindeki gezegenleri buyuk çekim içinde tutuşunda da aynı geçerlidir. Her organizasyon bir amaç ve bir vazife içindir. Dünyadaki her varlık kendi ihtiyaçları peşinde koşar.
Herkesin bir ihtiyacı vardır . İşte, dünyayı her ihtiyacın karşılandığı bitlis OLarak ele alabiliriz .Dünyada ne olup bitiyorsa, HER SORUMLULUK İNSANLIĞA AİTTİR. Yukarısı’nın görevi, bu derecede geniş istekleri en verimli, en düzenli; zaman mekana en uygun biçimde,karşılamaktan ibarettir. Ruhsal İdare Mekanizması OLarak adlandırdığımız sistem, dünyayı kendi bünyesi içindeki bütün imkanlarıyla, enkarne OLan her türlü varlığın, canlılığın ihtiyaçlarını sonuna kadar karşılamaktadır. Bizlerin doğumu ve ölümü bile bir ihtiyaçtır. Ana karnında ölmek de, depremde ölmek de aslında bir tekamul ihtiyacıdır.

Her şey birbirini DOĞURUR. Nitekim bizler de doğum ve ölümle, aslında bir hayattan başka bir hayata doğmaktayız. Evrende herşey birbirinin anasıdır. “Her şeyin başı ALLAH’tır.” derler. Bunu bize dikeyden gelen etkiler söylemiştir.İnsan zihni/şuuru ve kendi çabası bunu kavrayacak kapasitede değildir. Sadece bize söylenmiş OLan bir cümleyi tekrar ediyoruz. Baş nedir, son nedir? İlk hareketin sahibi ne demektir? Hareket nedir? Zamanın ve mekanın sahibi ne demektir?
Günümüz insanı, “Ben bu zamanı, mekanı bilmeliyim; Yukarı’dan bu bilgi niye verilmiş?” diye soruyor. Ancak, alacağı cevap hep rölatif değerler içinde. Belli bir çerçeve içinde kaldığımız sürece birşeyler veriyor. Çerçevenin dışındaki fenomenleri açıklamaya çalıştığı zamanda yüzüne gözüne bulaştırıyor.Örneğin,bu yüzden, metapsişik bir tecrübeyi bilim açiklayamaz. Ama hep açıklamak davasındadır. Belli bir sınıra kadar getirir ve geriye döner. “Bu bizim disipIine sığınıyor.”· der.
Her birimiz kendi ihtiyaçlarımıza göre,dünyamızın sağladığı OLanaklara göre O’ndan uyararlanıyoruz; Gerek teolojik yol, gerekse bilimsel yol hep insanların ihtiyaçlarını karşılamak için hizmet etmiştir. Ölme ihtiyacı, öldürme ihtiyacı, sevme ihtiyacı, nefret ihtiyacı hep karşılanmıştır.’ Ancak hepimizin nihai bir amacı vardır. Öyle görünüyor ki, Dünya Okulu, son derslerini almaya gelmiş OLan bu varlıkların yarış halinde kendi yollarını açarak, ilerdeki ihtiyaçlarının biran önce tatmini için büyük imkanlar hazirlayarak nihai bir amaca doğru gidiyor.
Yeryüzünde var OL’an. Tüm bilgiler, insanları, nihai amaca yönlendirmek için bir araçtan ibarettir. Hiç bir bilgi ve inanç bütünüyle son değildir. Hepsinin amacı, insanlığı, ulaşmış OLduğu son ve en büyük derse kendilerini hazırlamaktan ibarettir. Bütün dinler nasıl birbirlerini hazırlamış’larsa,bütün dinler aynı zamanda başka bir amaca da hazır’lamışlardır.
Dinlerin en büyük hedefi, büyük bir sevgi kaynağı OLan TANRI’nın içinde erimektir ; bilimin ise ÖLÜM’süzlüktür, bedenin yok OLmaması İlkesidir. İkiside dünya rölativitesi içinde yeri OLmayan bir gerçeğe ulaşmak içindir. Kozmik bilgilerle ilgili bir tekamül platformuna ulaşmak için yapılan antrenmanlardır.
20. yüzyılın doğurduğu şeylerin hızla büyüyüp gelişmesi tamamen insanların kendi istekleriyle gerçekleşmiştir. Zamanın hızlanması ya da yavaşlaması yine insanların katkılarıyla meydana gelmiştir ..

Bu nihai nokta, artık insanlığın çok yakında OLan bir nihai nokta OLmak üzere yeryüzünde meydana gelecek büyük bir değişimin kendisidir. Bu değişimin OLabilmesi için yine bütün bu hazırlıkları Yukarı’ dan alıyoruz. Düşünsel sahada meydana getirilen faaliyetin kendisiyle birlikte OLuşan sezgiler, ilhamlar, tebliğlerin hepsi, bir araç vazifesi görerek, gerçekten çok büyük ve parlak OL’an bir Bilgi Çağı’na, dejenere OL’mayan, asla rôlativite taşımayan, kendi evreni içinde mutlak anlamda OLan, bizi içinde bulunduğumuz tekamül düzeyinden çok çok ötelerindeki bir düzeye fırlatıp atacak OLan bir bilgiye hazırlık içindir.
İnsanlığın kendi çabaları, eprövlerdeki başarı oranları kendisini bu bilgiye layık hale getirmiştir. Bir gram SEVİNÇ için BİN gram ACI ve IZTIRAB çekmiştir. Sürekli OL’arak ekmişiz ve biçmişiz. Ancak biçme işi artık bizim elimizde değil, doğrudan doğruya Büyük Ziraatçiler’in elinde, dünyanın gerçek sahiplerinin elinde. Bizler epey tanım yapmışız, yani ziraatçı sınıfına girebiliriz. Ama artık dünyayı küçük tarlalar halinde tutamayız. “Bunlar benim bilimim, bunlar benim dinim, inancım.” hep küçük tarlalardır. Dünya artık baştan aşağı tek bir tarla. Biçilmedik, orağın girmediği yer yok.

Zaten herkes birbirinden SORUMLU durumda. Herkes birarada yaşamak zorundadır. Hiç kimsenin kendisine ait bir tarlası kalmadı. Bu nedenle dünyada bir şeyler OLacaksa tüm dünya için OLacaktır. Her yerde tam “BİR” bütünsellik hakimdir. İnsanlık OLarak böyle bir platforma yükselebilmek için çok acılar çekildi. Ancak, her şeyi kendi kendimize yaptık.SAVAŞ istedik, SAVAŞ yaptık ; BARIŞ istedik, BARIŞ yaptık.
Ve hepsi bizleri nihai bir amaca ulaştırmak içindir.
Dünya büyük bir ışık tarlası haline getirilmiştir. Bu ışık tarlasının ilk hüzmeleri de Anadolu’ya düşmüştür.
Şimdi dünyanın sıçraması var. Eski sıçramalar değişik tarlalardaki varlıkların sıçramasıydı. Ama şimdi 6.5 milyar insanın bulunduğu bir dünya bir tarla haline getirecek bir ETKİ, bir hüküm düşünüldü. Büyük şelalenin düşme noktasına gelmiş durumdayız. Küçük akıntılar ve sular toplanmış, biraraya gelmiş ve koca bir Niagara şelalesi meydana gelmiştir: İnsanlık çok büyük bir aksiyon şeklinde kendi yaptığı eylemlerin, iyi şeylerin sonucunda tam bir düşme noktasının ağzındadır.
Eğer kendimizde bir İnsanlık, küresellik, BİR’lik ve beraberlik şuuru oluşmuşsa bu müthiş enerjiye uyum sağlamamız daha çok mümkün OLur. Sağlam durmak için de kendimizden endişe duymamak gerekir. Aksi takdirde, sevgi dediğimiz enerjiyi aktarmalımız mümkün değildir.
( Büyük Sentez Tekamül – Ergün Arıkdal )

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: