Aşk üzerine psikolojik tanılar

  • yaşama dokunmak
  • Masterson James F; The Search for the Real Self, The Free Press, New York 1990.
The Challenge of İntimacy. [İntimate kelimesi yakın, özel ve kişisel olan şey veya arkadaşlıklar için kullanılıyor. Bu nedenle “intimacy” kelimesini “dostluk” şeklinde çevirmeyi uygun buldum.] Gerçek kendiliği (real self) kusurlu olan birisi için dostane ilişkiler korkutucudur. Kaçınılmaz olarak borderline ve narsisistik kişilikli bireyler sağlıklı ilişkilere giremez ve devam ettiremezler. Dostluk sağlıklı insanın kendisi hakkındaki en derin, en gerçek ve en doğru şeyleri ortaya koyduğu bir ilişki biçimidir. Dostluğu iki insanın yakın ve devamlı bir ilişki sürecinde birbirlerinin gerçek kendiliklerine duygu ve bilgilerini sunabilme becerisi olarak tanımlayabilirim.
Sonuç olarak başka bir insanı sürekli ve karşılıklı olarak tatmin edici bir ilişki içinde sevebilmek için gerçek kendiliğin ortaya gelişmesi hayati önem taşır. Anneden otonominin alınması ve onun destek ve onayından emin bir şekilde, kendini özgürce harekete geçirebilme ve ifade edebilme yeteneği, sevgi dolu bir ilişkiyi sürdürebilmesi için yeterince sağlam ve güvenli bir egonun gelişimi için elzemdir. Sevilen kişiyi iyi ve kötü özellikle birlikte algılayabilme, yalnız kalabilme ve bir başkasına sahte olmayan bir ilgi gösterebilme kapasitesi, anksiyete ve depresyonu tolere edebilme, yutulma ve terkedilme korkusu olmadan kendini bir başkasına duygusal olarak adayabilme (commit oneself emotionally) kapasitesi özellikle gereklidir.
Dostluğa önünde aşılması o kadar da kolay olmayan iki gelişimsel eşik vardır: gelişimin ayrılma \ bireyselleşme dönemi ve ödipal dönem. Yaşamın ilk üç yılında çocuk anneyle simbiyotik bağından ayrılıp bireyselleştiğinde ilk eşik aşılmış olur. Bu bireyselleşme başarıyla gerçekleşirse, anneyle çocuk arasında meydana gelen karşılıklı güven ilişkisi, sağlıklı gelişim için gerekli olan destek ve cesaretlendirmeye hakkı olduğu duygusu için temel oluşturur. Çocuğun ruhsal dünyasında kökleri atılmış olan güven duygusunun büyüyüp büyümemesi çevrenin destek sağlayıp sağlamamasıyla belirlenir. Anne çocuk arasındaki bu dönemdeki duygusal oyun daha sonraki duygusal ilişkilerdeki doğal tarzı belirler. Bu dönemden hepimiz az çok yara alarak çıktığımız için, çoğumuz güven ve dostluk gerekli kapasiteye tamamına sahip olmadan büyürüz.
Anne babasını bütün ve ayrı bireyler olarak görebilme kapasitesini kazanmış olan çocuk, karşı cinsteki ebeveyniyle olan ilişkisine cinsel bir boyut eklediğinde ve aynı cinsteki ebeveyniyle rekabete girdiğinde, dostluğun önündeki ödipal eşiğe gelmiş olur. İzleyen latans döneminde bu duygular ergenlikte tekrar gündeme gelmek üzere gizlenir. Ergenlik döneminde bilinçdışı ödipal çatışmalar cinsel dürtülerin arkadaşlara yöneltilmesiyle işlenir (work through). Ergenin duygusal tarzı anneden ayrıldığı erken yıllardaki duygusallığa benzer, ilişkinin cinsel doğası da ödipal dönemden köken almaktadır. Duygu (affection) ve cinselliği uygun bir biçimde entegre etmek ergenin birincil psikolojik görevidir.
Ergenlik romantizminin iki amaca hizmet eder: diğerleriyle ilişkisindeki cinsel kimliği kurmak; ve kendisini çeken ve duygularını harekete geçiren insan tipini belirlemek. Ergenin sağlıklı bir gerçek kendiliği varsa, bu girişimler uygun olan ve heriki tarafın gerçek kendiliklerini destekleyen ve kuvvetlendiren karşılıklı verme-alma ilişkisinin kurulabileceği nihaî partnerini belirleyebilecektir.
Aşkın pekçok tanımı ve çeşitleri olmasına karşın gerçek kendilik ve gelişimi açısından tanımlanacak olursa, aşk bir başkasının gerçek kendiliğini sıcak, duygusal bir biçimde, şart koşmadan tanımak ve eşin iyiliğini kendi iyiliği kadar gözetecek şekilde ilişkiyi kuvvetlendiren cinsel arzunun tadına varmaktır. Aşık olmak bir diğerinin gerçek kendiliğini sevmek, tasdik etmek ve desteklemek, diğerini gerçek kendiliğini canlandırması, dışa vurması ve geliştirmesi için cesaretlendirmeye çalışmaktır.
Dostane ve sevgi dolu bir ilişki kurmak, erişkin olarak kendiliğin esas yalnızlık ve izolasyonuyla başetme yolumuzdur. Anneyle o ilk yakın simbiyotik ilişkinin izleri hafızamızda ve ruhumuzda her zaman kalacağından, böyle bir ilişki olmadan gerçek kendilik bir ölçüye kadar gerçekleşmemiş ve eksik kalacaktır.
Hiç bir erkek veya kadın mükemmel değildir, bu nedenle hiçbirimiz mükemmel ilişki ve mükemmel aşk diye hayal ettiğimiz şeyi yaşayamayız. Herbirimiz kendimize özgü yollarla eksiklik ve sınırlılıklarımızı kabul etmek istemeyiz. Aşık olma ve verme arzusu sıklıkla bizi aşar ve hayal kırıklığımızı rasyonalizasyon (usavurma) ile hafifletmeye çalışırız.
Gerçek dostluk iki kişinin kendini harekete geçirme (self-activation) ve kendini ifade etmeye dayanan ilk üvertürleriyle başlar. Bu ilk karşılaşmada aldığımız cevapları inceler ve karşımızdakinin gerçek kendiliğimizi takdir edip etmediğine bakarız. Geri bildirim olumluysa, duygusal ve cinsel duygular genellikle yoğunlaşır ve her iki kişi bütün diğer alanlarda da giderek artan bir yakınlaşma isteği duyarlar. Katılımın derinliği ve hızı eşlerin bu deneysel sürece nasıl cevap verdiğiyle ilgilidir. Eğer süreç işlerse taraflar birbirlerinin gerçek kendiliklerini sevmeye, onaylamaya ve ifadelerine cevap vermeye başlarlar. Zamanla her iki tarafın birleşimi tek tek bireylerin toplamından fazla bir şey olur; gerçek kendilikleri bütünlük ve tamamlık duygusu yaşar. Çift gerçek dostluğa erişmiştir.
Dostluğun bir çift için tamam olduğunu düşündüren pek çok illüzyon vardır. Yakından bakıldığında ise gerçek kendilikler yerine yanlış kendilikler arasında patolojik bir kontrat olduğu görülebilir. Bunun iyi bir örneği çevresindekilere niçin halen birlikte olduklarını sorduracak kadar sürekli kavga edip duran eşlerin durumudur. Niçin birliktedirler? Çünkü sürekli kavga etmektedirler. Bu tarz onların birlikte olabilmelerini sağlamaktadır. Klasik örnek uzak ve onaylamayan anne baba imajlarını birbirlerine projekte eden iki borderline’ın ilişkisidir. Böylelikle intrapsişik depresyonu yaşamaktanda kişiler arasında çatışma yaşamayı tercih ederler. Yanlış kendiliklerinin ihtiyaçları karşılanmaktadır. Borderline ve narsisistik hastaların terapisinde yanlış kendiliklerin işleyen ilişkilerinin ardındaki patoloji görülebilir. Bir hasta yeni bir sevgili bulduğunu ve ilişkinin sorunsuz ve rahat yürüdüğünü söylediğinde yeni sevgilinin hasta için uygun olmadığını düşünürüm. Yeni ilişkiyi eğlenceli fakat anksiyeteye yol açtığını söylüyorsa bu sevgilinin uzun vadede daha uygun ve daha iyi olduğunu düşünürüm. Çünkü hastanın eski defanslarıyla meydan okunmaktadır ve hastayı gerçek kendiliği doğrultusunda davranmaya zorlamaktadır. Anksiyete vardır. Çünki borderline ve narsisistik hastalar yanlış kendiliklerinin savunmalarını bırakarak gerçekçi bir düzeyde ilişki kuramazlar; bu onların kaçmak için mücadele ettikleri anksiyete ve depresyon duygularına maruz bırakır.
Borderline bir aşık kalıcı bir ilişkiyi sürdüremez, çünki sevgilisini bir yandan ödüllendirici ve tatmin edici, diğer yandan geriye çekilen ve hayal kırıklığına uğratan olarak iki yönlü görmektedir. Hataları ve meziyetleri aynı anda barındıran birisi olarak göremez. Diğer insanları bütün ve devamlılığı olan objeler olarak göremeyen kişi objenin fiziksel olarak bulunmadığı durumlarda o kişinin imajını canlandıramaz. Sevgiliden mahrum edilmiş duygusunu yaşayan kişi, terkedilme, sevgilinin gerçekten yokolduğu veya bir daha gelmeyeceği korkularını yaşar. Tersine, ilişkinin gerçekten bittiği durumda ise, kaybın veya ayrılığın yasını sağlıklı ve katartik bir şekilde yaşayamaz ve arkasına atamaz. Bir çocuk olarak hiç bir zaman tam olarak anneden ayrılmamış yani kayıp yaşamamış ve bir kaybın yasını tutma ve iyileşme becerisini hiç bir zaman geliştirememiştir.
Gerçek selfi ciddi olarak örselenmiş birisinde yakınlaşma, yutulma veya terkedilme korkularını harekete geçirir. Çok yakınlaşırsa simbiyotik girdaba çekilme duyguları yoğunlaşır. Çok uzaklaşırsa bu kez terkedilme korkunç bir hayal gibi karşısına dikilir.
İntrapsişik açıdan bakıldığında borderline birisi kimliğinin devamı için muhtaç olduğu kendi imajını kaybetme veya yine kimliğinin bir parçası olan anne objesinin imajını kaybetme korkusu yaşar. Ayrılma ve bireyselleşme çabasının hangi aşamada aksadığına göre yutulma ve terkedilme korkuları borderline’da bulunabilir. Ego sınırları sağlamlaşmadan önceki aşamada aksama varsa, yutulma korkusu; daha sonraki aşamada aksama varsa terkedilme korkusu baskındır. Borderline’lar sıkı sıkıya tutunma (yapışma) ve mesafeli olma gibi ilkel savunma mekanizmalarını aşırı ve değişken biçimde kullanırlar. Anneden ayrılma döneminde hangi mekanizma kullanıldıysa kişilerarası ilişkilerde de baskın olarak o mekanizma kullanılır.
Yapışma mekanizmasını kullanan erişkin anneyle tekrar birleşme isteğini sevgiliye yansıtmaktadır. Bu istek ilginin odağında olma fantazisi ve diğer kişinin su katılmamış ve devamlı takdirini beklemeyi içerir. Borderline bu isteğinin ne kadar imkansız olduğu gerçeğini inkar eder ve tolere edilmesi zor bir istek olduğunu farketmez. Uzak durmayı bir savunma mekanizması olarak kullanan erişkin ilişki kurmanın imkansız olmasa da zor olduğu kişilik özelliklerinin bulunduğu birisini partner olarak seçer. Bu soğuk, bencil çok meşgul, fiziksel beya psikolojik olarak kötüye kullanan böylelikle borderline kişinin uzakta kalma davranışına imkan tanıyan birisidir. Yakınlığın duygusal ovasında bir çin seddi kurulamaz. Sevgi objesinin bir düşman gibi duvarlar arkasında tutulamaz. Eninde sonunda kaçınılmaz olan yakınlık savunma mekanizmalarını tehdit eder ve bozuk olan gerçek kendiliği gerçek bir duygusal katılıma zorlar. Bu noktada bozuk gerçek kendilik bu becerinin kendisinde bulunmadığını farkeder.
Yakın bir ilişki kendi içinde ayrılma\bireyselleşme stresini barındırır. Gelişebilmesi için kendini aktive etme ve otonomiye ihtiyacı vardır çünki. Pekçok borderline’nın bilinçdışı bir taktiği çocukluk aşkıyla evlenmektir. Liseden hemen sonra veya üniversite yıllarında evlenilerek kendisini rahat hissettiği çocukluk tarzını korumuş olur. Mezuniyet sonrası kendisini daha çok bireyselleşme ve erişkin sorumluluklarının beklediği bir dünyaya girmesi gerekecektir. (Çocukluk aşkıyla evlenen herkezin bu nedenle evlenmediğini de belirtelim.)
Pekçok borderline ancak kısmen ulaşabileceği bir partner bulur kendine. Uzaklarda yaşayan, yanlıca hafta sonlarında birlikte olabileceği, çok çalışan veya evli birini. Halbuki bunlar normal birisi için sürekli bir ilişkinin kurulamayacağının göstergesi olabilecek özelliklerdir. Borderline’lar birbirlerini bulurlar, ilişki kolaylıkla başlar ama farkına varmadan çıkmaz bir sokağa sonu olmayan bir ilişkiye girilmiştir. İlişkinin geleceğinin olmaması borderline’lar için özellikle çekicidir. Birbirleriyle gerçekçi düzeyde ilişki kurmak zorunluluğundan kurtulmuşlardır. Gerçek kendiliklerinin aktive olmasıyla ortaya çıkacak olan ayrılma anksiyetesinden de böylelikle kurtulmuş olurlar. Biribirleriyle ilgili faztaziler kurma ve romantik duygulara dalma özgürlüklerini vardır artık. Borderline’lar yoğun cinsel yaşantıların bulunduğu dönemler de yaşarlar. Bu bir bakıma gerçek yakınlığı maskeler ve borderline’na ilişkinin yolunda gittiğini düşündürür. Aynı tarzda çok farklı yaşantılar olabilir. Kimi duygusallık yaşamadığı biriyle cinsel birliktelik yaşar. Bir diğeri ancak cinselliği yaşamadıklarıyla ciddi bir ilişki kurabilir ve cinsellik gündeme geldiğinde ilgisini kaybeder. Bazıları ise hiç gelecek vadetmeyen bir gecelik ilişkiler yaşar.
Bir ilişkide erken dönemde seks yaşanmaya başlanırsa veya cinsel bir ilişki olarak başlarsa, gerçek yakınlığın kurulması için gerekli olan deneysel süreç yaşanmaz. Seksin eşleri birbirleriyle ilgili gerçeklere kör etme gücü vardır. Eşler birlikte nasıl fonksiyon gösterdiklerini keşfedemezler, bilgiye ve anlamaya dayalı dürüst bir bağlanma için önemli olan pozitif ve negatif yanlarını inceleyip bulamazlar. Bu test etme süreci anksiyete ve endişe doğurucu olabilir. Ancak, sağlıklı bireyler kendileri ve potansiyel partnerleri hakkında zamanla daha çok şey öğrendiklerini bilerek bu test etme ve edilme sürecini tolere edebilirler.
Akıldan çıkarmamak gerekir ki herhangi bir ilişkinin başlangıcının romantik ve heyecan verici olmasının sebebi istisnasız yeni partnerimiz hakkında çok az şey bilmemizdir. Bilinmeyenlerin çokluğu cinselliğin de kuvvetlendirdiği, bütün heyecan verici fantaziler için geniş bir alan yaratmaktadır. Biribirimizi tanıdıkça heyecan azalır ve ilişki fantaziden gerçeğe döner. Bu noktada, ilişkinin devam edebilmesi için gerçek kendiliğin katılması ve kendini vermesi gereklidir. Yoksa yanlış kendiliğin savunma mekanizmaları tarafından patolojik bir ilişkiye dönüştürülür.
Borderline aşık olduğunda yakınlaşma zorunluluğu uzak durma mekanizmasını terketmeye zorlar ve gerçek kendiliği harekete geçirir. Gerçek kendilik ilişkinin yürümesi için gerekli becerilerden yoksundur. Bir savunmaya başvurmadan yakın ilişkiyi kurmaları zordur. Yapışma mekanizmasına başvurulur ki bu bir çeşit çaresizlik durumudur. Kısa zamanda çaresizlik yaşamlarının bütün alanlarına yansır. Daha önce işinde, kariyerinde başarılı olan borderline bu alanda da performanslarını kaybederler. Halbuki sağlıklı bir birey için aşık olmak performansı arttırır. Kendisi hakkında iyi şeyler hissetmek işine de yansır.
Aşırı bağlanma borderline kişinin ilişkilerinde hemen başlangışta kendini gösteren bir davranışdır. Kişi yeni sevgilisiyle aşırı bir şekilde uğraşır onun her kelimesi, mimik veya jestlerine karşı hassastır. Özel ve devamlı bir ilgi bekler ve bu ilgisi karşılıksız kalırsa duygusu öfkeye döner. Bu yoğun ilişkisi gerçek veya hayali herhangi bir sebeple kesintiye uğrarsa yoğun bir anksiyete duyar. Borderline bir kadın genellikle sevgilisinin niçin aramadığı veya gelmediği konusunda obsesif bir endişe duyar.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: