5 Şubat 2019 Kova Burcu Yeniayı – Bağlı -Bağımlı İlişkiler

5 Şubat 2019 saat 00:04’te Kova burcunun 15 derecesinde bir yeniay gerçekleşecek. Anın haritasında 23 derece Terazi burcu yükselmekte. Merkür Kova burcunda, Güneş ve Ay ile stelyumda olacak. Modern astrolojiye göre Kova burcu yöneticisi olan olan Uranüs, Koç burcunda ve kendi yöneticisi olan Mars ile yakın derecelerde gözükmekte.

Kova; toplumsal konularla, özgürlük, devrim, sıra dışı olan, bilim, yeni buluşlar  ve entelektüellik ile ilişkilidir. Gölgesinde, marjinallik, soğukluk, öngörülmezlik  bulunur. Bu konular ile ilgili işlerin ön plana çıkacağını söyleyebiliriz.  Bireysel anlamda baktığımızda yükselen Terazi olması dolayısı ile bu konuların ilişkilere yansıyacağını da söylemek mümkün. Kova temalarından en belirgin olanı, özgürlük ihtiyacıdır. Özgürlük; insanı büyük arayışlara sürüklerken, korku ile birleştiğinde bir çok tezatlıklara sebebiyet verebilir.  Bu sadece romantik ilişkilerimiz için geçerli değildir.   Tüm ilişkilerimizde (Aile, arkadaşlık, eş vb..) özgürlük ihtiyacını hissederiz ama genelde korkularımız bu ihtiyacımıza galip gelir.

Özgürlük başlı başına bir konudur aslında ama burada ilişkilerde ki özgürlük ihtiyacından ve bunun yansıması olan bağlı ve bağımlı ilişki şekillerinden bahsetmek istiyorum. Çünkü görünen o ki; bu yeniay da bu konular üzerine kafa yormamız veya karar vermemiz  gereken olaylar ile karşılaşabiliriz.

İnsan fıtrat itibari ile birilerine, bir olguya, bir yere bağlı olma ihtiyacı duyar. Bu Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde geçen  ‘ait olma’ ile paralel ilerler diyebiliriz.  Ki nitekim Einstein’da bunun farkındaymış ki; “ Mutlu olmak istiyorsan, bir amaca bağlan; insanlara ya da eşyalara değil” demiş. 😉  Bir amaca bağlanmanın önemine inandığım için, kişinin kendini gerçekleştirmesi ve yaşam doyumunun temel kaynaklarından biri olduğunu düşündüğüm için kişinin yaşam amacını keşfetme çalışmaları yapıyorum. Fakat insanın ailesi, arkadaşları ve çevresi ile sağlıklı kurduğu bağların ne kadar önemli olduğu da diğer yaşam doyumu kaynağı bana kalırsa.

İnsanı tüketen bağ değil, bağımlılıktır. Bağlı insan karşı tarafın her koşulda mutluluğunu ister. Bağımlı insan ise sadece kendi ile birlikte olduğunda kişinin mutluluğunu ister. Çünkü bağımlı insan kendi kendini besleyemez.  Yalnız kalma korkusu, özgürleşme istediğinden ağırdır. Kendi kendine yetememekten korkar ve bu yüzden sürekli kaybetme korkusu yaşar.

Hepimiz ne kadar güçlü olursak olalım, birisi ile sevgimizi paylaşma, birisine bağlı olma (bağımlı değil) gereksinimi duyarız. Ayrıca hangimiz, kendimizi güçsüz hissettiğimiz anda duyarlı bir kulağa, yaslanacak bir omuza, saçımızı okşayacak bir ele, sıcak bir bedenin bizi sevgi ve şefkatle kucaklamasına gereksinim duymayız ki?

Fakat birisine bağımlı olmak, yaygın bir patolojik sorun olarak geçer ve yukarıda bahsettiğim sevgimizi paylaşma ihtiyacımız ile karşılaştırılmamalıdır.

Bağımlı kişiler gerçekte sevgilerini paylaşmazlar. Daha çok korkuları ile hareket ederler ve karşıda ki kişiyi kendine bağımlı kılmak için bir çok manipülasyona başvururlar. Bunlardan en sık görülenleri fedakarlık ve duygu sömürüsüdür. Kendi kendine yetemediğini düşündüğü için onu her konuda besleyecek yakın ilişki ararlar. Ve bir yakın ilişkisi bittiğinde hiç ara vermeden etrafında önemsediği başka biri ile yakın ilişki kurmaya çalışırlar. Bağımlı kişilik özelliklerinin başında yalnız kalma korkusu vardır ve bu yüzden çok uysal gözükürler. Fikirlerini farklı düşmemek için kolay kolay beyan etmezler. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta, gereksinimlerimizin (ihtiyaçlarımızın) ilişkilerimizi ne derece yönlendirdiğidir. Eğer bağımlı kişilik özelliklerini incelemek isterseniz internetten arama yapıp daha detaylı araştırabilirsiniz.

Benim burada bahsetmek istediğim şu ki; korkunun olduğu yerde sevgi yeşermez. Sevgi, korkudan özgürleştikçe büyür. Ve gerçek bağ, ihtiyaçtan ötedir. Sevgi bağı kurduğumuz kişinin, her koşulda iyi olmasını istemiyorsak o gerçek sevgi değildir. Bencil ihtiyaçlarımızı karşılayan bir alışveriştir.  Gerçekten sevebilmek için korkularımızdan özgürleşmek bu yüzden önemlidir.

Abraham Twerski’nin Sevgi Nedir? sorusuna verdiği yanıtla bunu o kadar güzel ifade etmiş ki, bu ifade ile bitirmek istiyorum.

“Sevgi öyle bir anlam taşıyor ki kültürümüzde neredeyse anlamını kaybetti. Kotsk’da çalışan bir görevlinin ilginç bir hikayesi var.

Genç bir adamla karşılaşıyor ve tabağındaki balığın lezzetini çıkartıyor.

Genç adama “Bu balığı neden yiyorsun.” diye soruyor.

Genç adam: “Çünkü balığı seviyorum.” diye cevap veriyor.

“Demek balığı seviyorsun bu yüzden balığı öldürdün ve pişirdin, bana balığı sevdiğini söyleme sen kendini seviyorsun. Çünkü balık o kadar lezzetli ki sen balığı sudan çıkardın ve öldürdün.”

İşte günümüzde sevgi dediğimiz şeyin çoğu balık sevgisi… Genç çiftler birbirlerine aşık olurlar bunun anlamı nedir? Bu aslında şu demektir aralarından biri diğerinin fiziksel, duygusal ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşündü yani durum hem erkek hem de kız için aynıydı. Bu sevgi değildir kişinin kendisini tatmini için bir araçtır.”

Korkularımızdan (ihtiyacımız olduğunu sandıklarımızdan)  gerçekten özgürleşmediğimiz sürece balık sevgisini, gerçek sevgi sanacağız…

Bizi başkasının varoluşuna sonsuz saygı göstermekten alı koyan nedenlerden özgürleşebilmemiz dileği ile…

Oya

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: